
İMO: YAPI MALZEMESİ LABORATUVARLARI KAMUCU, BAĞIMSIZ VE NİTELİKLİ BİR YAPIYA KAVUŞTURULMALIDIR
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, yapı malzemesi laboratuvarları hakkında 27 Ekim 2026 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Yapı güvenliği, tasarım ve proje aşamasından başlayarak yapı üretim sürecinin bütününde sağlanması gereken temel bir kamu sorumluluğudur. Beton dayanımı, donatı özellikleri ve diğer yapı malzemelerinin niteliği, yapıların güvenliğini doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle yapı malzemelerinin deney ve kontrol süreçlerinin bağımsız, güvenilir ve nitelikli laboratuvarlar tarafından yürütülmesi kamu güvenliği açısından temel bir gerekliliktir.
Yapı denetim kuruluşlarının kurucu ve ortaklarının tamamı için mimar veya mühendis olma zorunluluğu aranırken; yapı malzemesi laboratuvarlarının şirket sahipliği ve ortaklık yapısı için benzer bir mesleki şart yasal düzenlemede öngörülmemiştir. Mühendislik formasyonundan yoksun bir işletmecilik anlayışı; deney süreçlerinin yönetimini, risklerin öngörülmesini ve teknik bağımsızlığı zayıflatmaktadır. Denetçi belgelerinin fiilen görev yapmayan mühendisler üzerinden kullanılabilmesi, sahadaki teknik kontrolü zayıflatmakta ve denetim faaliyetini kağıt üstünde bir formaliteye dönüştürmektedir. Bu durum bir yandan imza sahibi teknik personeli doğrudan hukuki sorumluluk altına sokarken, diğer yandan laboratuvar işleyişini belirleyen asıl ticari karar vericilerin hesap verebilirlik mekanizmasının dışında kalmasına yol açmaktadır.
Sorunun en belirleyici boyutlarından biri de laboratuvarların ekonomik bağımsızlığının sağlanamamış olmasıdır. 22 Şubat 2024 tarihli ve 32468 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle; beton ve betonarme çeliği deney bedellerinin yapı müteahhitleri tarafından karşılanması ve müteahhit ile laboratuvar arasında doğrudan sözleşme yapılması öngörülmüştür. Ancak bir denetim mekanizmasının, doğrudan denetlemekle yükümlü olduğu taraftan hizmet bedeli alması, denetimin doğasındaki tarafsızlık ve nesnellik ilkesiyle temelden çelişmektedir.
Mevcut yasal düzenlemedeki bu boşluk; laboratuvar tercihlerine dışarıdan müdahale edilebilmesine, sahada denetim elemanının bulunmadığı beton dökümlerinin gerçeğe aykırı kayıtlarla mevzuata uygun gösterilmesi yönünde baskı oluşabilmesine ve iş sürekliliği kaygısı taşıyan laboratuvarların bu baskılar karşısında mesleki bağımsızlıklarını korumakta zorlanmasına zemin yaratmaktadır. Taraflar arasındaki doğrudan mali bağ kesilmediği sürece deney sonuçlarının güvenilirliğinin zaafa uğraması kaçınılmazdır. Bu nedenle asıl ihtiyaç; müteahhit ile laboratuvar arasındaki doğrudan sözleşme ve ödeme ilişkisinin sonlandırılarak, laboratuvar atamalarının ticari ilişkilerden ve ekonomik kaygılardan bağımsız bir kamu mekanizmasına bağlanmasıdır.
6 Şubat 2023 depremleri sonrasında yürütülen yargılama süreçleri de yapı güvenliği ihlallerinde sorumluluğun belirlenmesi konusundaki eksiklikleri gündeme getirmiştir. Ağır can ve mal kayıplarına yol açan yapı güvenliği ihlallerinde yapı malzemesi laboratuvarlarının, beton santrallerinin ve çelik donatı üreticilerinin hukuki sorumluluklarının yeterince değerlendirilmemesi, sorumluluk ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yeniden ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Bu çerçevede Odamız; başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşları aşağıda belirtilen konularda yasal ve idari düzenlemeleri hayata geçirmeye davet etmektedir.
- Yapı malzemesi laboratuvarlarının kuruluşu ve işletmeciliği için inşaat mühendisi olma şartı mevzuatta açıkça tanımlanmalıdır.
- Laboratuvarlarda görev yapacak denetçi mühendislerin yetkinlik koşulları Meslek Odaları eşgüdümünde belirlenmelidir.
- Denetçi belgelerinin kâğıt üzerinde kullanılmasına son verilmeli, belgede adı geçen mühendislerin laboratuvarlarda fiilen ve sürekli görev yapması sağlanmalı ve bu durum etkin biçimde denetlenmelidir.
- Laboratuvar seçim yetkisi müteahhitlerden alınmalı, yapı denetim kuruluşlarının laboratuvar seçimi üzerindeki fiilî etkisi ortadan kaldırılmalı ve laboratuvar atamaları bağımsız, elektronik bir kamu sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmelidir.
- Müteahhit ile laboratuvar arasındaki doğrudan mali bağ koparılmalıdır.
- Numune alma, deney ve raporlama süreçleri karot ve çelik çubuk deneyleri de dâhil olmak üzere uçtan uca dijital izleme altyapısıyla desteklenmelidir.
- Usulsüzlük iddiaları somut kayıt ve belgeler üzerinden araştırılmalı, tespit edilen ihlaller bakımından sorumlulara gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
- Mesleki sorumluluklarını yerine getirmeleri nedeniyle baskı altında kalan laboratuvarların güvenli biçimde bildirimde bulunabilmesini sağlayacak mekanizmalar oluşturulmalıdır.
- Laboratuvarların, beton santrallerinin ve çelik donatı üreticilerinin yapı güvenliği ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları açık biçimde düzenlenmelidir.
- Kamusal nitelikteki laboratuvar hizmetleri üzerindeki vergi yükü azaltılmalı; laboratuvarların daha kurumsal bir yapıya kavuşması ve ticari kaygılardan bağımsız, kamu yararı odaklı faaliyet göstermesi için gerekli yasal ve mali koşullar oluşturulmalıdır.
Yapı malzemelerinin güvenilir biçimde denetlenebilmesi için laboratuvarların teknik ve ekonomik bağımsızlığı sağlanmalı, etkin ve şeffaf bir hesap verebilirlik mekanizması oluşturulmalıdır. Odamız, toplumun can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla bu alandaki mesleki, teknik ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmeye ve gerekli girişimleri ilgili tüm kurum ve kuruluşlar nezdinde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu


