OĞUZ TÜRKYILMAZ, SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

19.06.2026

Bilgisiyle, üretkenliğiyle, dostluğuyla, mücadele kararlılığıyla sadece meslek örgütlerinin değil, milyonların yaşamında silinmeyecek izler bırakan; savunduğu kamucu enerji politikalarıyla, toplum yararını esas alan mühendislik anlayışıyla, kararlılıkla sürdürdüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle bizlere ışık olacak Oğuz Türkyılmaz, MMO Eğitim ve Kültür Merkezi’nde 19 Haziran 2026’da gerçekleştirilen anma töreninin ardından Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Yunus Yener: Törende ilk olarak mücadele arkadaşlarından MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener söz alarak şöyle konuştu: “Oğuz abinin sevgili mücadele ve yol arkadaşları, sizleri çok önemli bir değerimizi, Oğuz abimizi kaybetmenin üzüntüsü içerisinde selamlıyorum. Öncelikle Oğuz ağabeyin sevgili ailesine, sevgili Latife ablaya, kızları Deniz ve Yasemin'e, kız kardeşi Gülay Hanım'a, yakınlarına ve tüm mücadele arkadaşlarına Oda Yönetim Kurulu olarak başsağlığı diliyoruz. Onu bize bıraktığı eserlerle hep anacak çalışma ve mücadelemizle yaşatacağız. O bir devrimci olarak yaşadı. Örgütlüydü. Emekten, halktan yana mücadele etti. Antikapitalistti, antiemperyalisti, devrime ve güzel günlere inancını hiç yitirmedi. O TMMOB ve MMO neferiydi. O umudu güzel eyleyenlerdendi.

Kaybımız her açıdan çok büyük. Onunla ilgili anılarım ve Oda tarihine ilişkin söyleyeceğim çok şey var. Onunla çalışmak mutluluk vericiydi, bana çok şey kattı. (...) Konuşmamı bitirirken onun adeta mirası diyebileceğimiz sözlerle tamamlamak istiyorum. Birkaç yıl önce TMMOB genel kurulunda konuşurken Necati Uyar'ın yazdığı bir şiiri okumuş;

"Umutsuzluğu hiç sevmedim. Umutsuzluğu dağıt yüzünden. Çocuklar bana sorarlar "Baba bu kadar pozitif enerjiyi nereden buluyorsun" diye. Ben hiç moralimi bozmadım. Nasılsın diye sorarlarsa; Yıkılmadım! Ayaktayım! diye cevap veriyorum. Çünkü yıkılmak bize yakışmaz. Neler gördük bu ülkede! 12 Mart’ı, 12 Eylül'ü yaşadık… Yıkılmadık. Gündemin koşullarına bakınca tedirgin oluyorum ama umutsuz değilim. Bu karanlığın mutlaka bir gün aşılacağına inanıyorum. Dostoyevski'nin sözünü hiç unutmayın; “Herkes her şeyden daima sorumludur”. Değerlerinizi, kimliğinizi koruyun ve ailenize, arkadaşlarınıza, çevrenize, üyesi olduğunuz meslek odalarına ve demokratik kitle örgütlerine, kentinize, ülkenize sahip çıkın. Unutma Devrim Bir gün mutlaka! Umutsuzluğu dağıt yüzünden derdi Oğuz Ağabey." Teşekkür ederim.

Ali Ekber Çakar: Ardından uzun yıllar birlikte mücadele ettiği yol arkadaşı TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar şöyle konuştu: "Değerli dostlar, hayatımızın en zor vedalarından birini daha yaşıyoruz. Şu an hepimizin yüreğinde aynı hüzün, aynı boşluk var. Çünkü Oğuz Türkyılmaz, yaşamımıza da mücadelemize de bıraktığı izlerle hepimizin hayatında silinmeyecek bir yer edinmiştir. Bugün burada yalnızca değerli bir meslektaşımızı değil, yaşamını eşitlik, özgürlük, demokrasi ve halkın çıkarları için mücadeleye adamış bir devrimciye de veda ediyoruz. Oğuz Türkyılmaz, öğrenciliği, Oda ve TMMOB'de yöneticilik yaptığı dönemleriyle, son anlarına kadar ülkemizin emperyalizme karşı bağımsızlığı, emekten halktan yana insanca, hakça yaşanabilir toplumsal düzen için mücadelelerde kararlılıkla yer aldı. TMMOB'nin bugün sahip olduğu toplumcu, kamucu, demokrat ve mücadeleci kimliği kendiliğinden oluşmadı. Bu kimlik bedel ödeyenlerin, emek verenlerin, baskılara boyun eğmeyenlerin, ülkesini, halkını sevenlerin, Oğuz Türkyılmaz arkadaşımızın özverisiyle, alın teriyle, mücadelesiyle yaratıldı. Bize bıraktığı mücadele mirası, yolumuzu aydınlatan en güçlü değerlerden biri olarak, halktan ve emekten yana yürüyüşümüzde yaşamaya devam edecektir. Seni sevgiyle, saygıyla ve büyük bir özlemle uğurluyorum, Oğuz Abi"

İsmail Hakkı Tombul: Ardından söz alan Oğuz Türkyılmaz’ın dostu, yol arkadaşı, Sol Parti sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, Oğuz Türkyılmaz'ın 1968 kuşağından bugüne uzanan onurlu mücadele tarihine dikkat çekerek, onun yalnızca bir örgütçü değil, kuşaklar boyunca yol gösteren bir devrimci olduğunu vurguladı.

Tombul, "Oğuz abiyle 90'lı yılların başında kesişti yollarımız fiziken. Ama biliyorum ki 70'li yıllarda benim de devrimci mücadelede bulunmaya başladığım dönemde Oğuz abiyle de yolumuz kesişmişti. İnançlarından, ideallerinden ve 'Unutma, devrim bir gün mutlaka' fikrinden asla ödün vermeden kararlılıkla mücadele etti. En karanlık dönemlerde bile başı dik, yüreği cesaretle dolu bir devrimci olarak mücadele saflarında yer aldı. Yaşamı boyunca tevazudan, özveriden ödün vermedi. Avrupa Sol Parti çalışmalarında da aynen TMMOB'de olduğu gibi disipliniyle hepimize örnek oluyordu. Oğuz abi bir neslin son temsilcilerindendi. 90'lı yıllardan bu güne Türkiye Sosyalist hareketinin çok önemli alt üst oluşlarında, nasıl tutum almamız gerekir diye tereddüte düştüğümüzde, Oğuz abi nasıl tutum alıyor acaba, ona bakalım diyeceğimiz nadir insanlardan birisiydi." dedi.

1970'li yıllarda THKP-C saflarında yer alan, ardından Devrimci Yol'un kuruluş ve örgütlenme sürecinde hem bir nefer hem de hareketin öncü isimlerinden biri olan Türkyılmaz'ın, yalnızca mücadele eden değil, mücadeleye yön veren bir isim olduğunu belirten Tombul, "Bizler Oğuz Abinin direncini, fedakârlığını ve devrimci ahlakını örnek alarak büyüdük. Hayatın her alanında ve siyasal mücadelenin her cephesinde onun bıraktığı izleri takip etmeye çalıştık" ifadelerini kullandı. Tombul, Oğuz Türkyılmaz'a şu sözlerle veda etti:

"Sevgili Oğuz Abi... Belki bugün fiziken aramızdan ayrılıyorsun. Ama fikirlerin, mücadele azmin ve bizlere bıraktığın devrimci miras yaşamaya devam edecek. Senin yol göstericiliğinde büyüyen kuşaklar, eşitlik ve özgürlük mücadelesini aynı kararlılıkla sürdürecek. Senin dilinden düşürmediğin o büyük umudu asla unutmayacağız: 'Devrim bir gün mutlaka.' Yolun açık olsun Oğuz Abi. Mücadelen mücadelemiz, düşlerin düşlerimiz olmaya devam edecek.

Yaşar Aydın: Sonrasında yazarı olduğu BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, "TMMOB'den çok bahsedildi. Ama bence Oğuz abi her şeyden çok gazeteciliği, gazeteyi sevdi. Bizi de çok sevdi, BirGün'ü sevdi. Sanırım yarım kalan Demokrat Gazetesi'nin öyküsüydü onu bize bağlayan, Demokrat'a duyduğu, o mücadeleye duyduğu büyük bağlılıktı. Çok özel bir insandı. Sürprizlerle doluydu. Her an aklından bir şey gelebilir, yaptırabilirdi size. Uzun anlatmayı severdi, ayrıntılara önem verirdi. Ama sizi de disipline sokardı fark ettirmeden. Gerçekten iyi bir öğretmendi. Bizim hayatımızda gazetenin içinde çok özel bir yeri vardı. Sıkıştığınızda, sadece enerjide değil, sadece teknik bir meselede değil, sadece dış politikada değil, kültür sanatta bile sıkıştığınızda danışabileceğiniz, konuşabileceğiniz, isim isteyebileceğiniz bir figürdü" dedi.

Aydın, "Bizim için gerçekten önemli bir kayıp. Burada genç arkadaşlarımız da var, onun arkadaşları da var, bizim gibi kardeşleri de var. Sevgili arkadaşlar, benim gördüğüm şu; bazı insanlar var ki gerçekten onların yüzü suyu hürmetine dünya dönüyor. Biz eğer devrimcilik yapıyorsak, devrimci mücadelenin içindeysek, hala bir gayretle bu ülkenin, dünyanın sorunlarıyla boğuşuyorsak, biraz Oğuz abi gibi insanlar sayesindedir. Çok mütevazi, bir sürü iş yapar ama hiç kendini göstermez... Ama hayatında duruşundan milim oynamadı. Yani çok fazla insan değişti, çok fazla insan başka yerlere gitti, çok fazla insan başka tercihler yaptı. Ama Oğuz abi gibi örnekler azdır. Sayabiliriz... Serpil abla, Kaya abi, Ali Rıza abi yan yana oturuyorlar... Bu örneklerin kıymetini bilmek, Oğuz abi gibi insanları örnek almak ve onların ideallerini yaşatmak zorundayız. Verebileceğimiz en anlamlı söz; yaşamı boyunca savunduğu düşünceleri büyütmek, emek verdiği mücadeleyi sürdürmek ve hayalini kurduğu toplumsal düzen için kararlılıkla çalışmaktır. BirGün emekçileri olarak da, onun özlediği gibi halkın sesi olan, gerçeğin ve emeğin yanında duran bir gazeteciliği sürdürmek boynumuzun borcudur.

Aynı zamanda devrimciler olarak, onun inandığı değerlere sahip çıkmak, eşitlikten, özgürlükten ve dayanışmadan yana bir ülkeyi yaratma mücadelesini büyütmek de Oğuz abiye karşı taşıdığımız en büyük sorumluluklardan biridir. Görememiş olsalar da, Mustafa Özenç'in şiirinde olduğu gibi yattıkları yerden bir yağmur damlasıyla, kar suyuyla hissedeceklerdir eminim. Hoşçakal Oğuz abi." diye konuştu.

Gülşah Gülen Çiftçi: Ardından söz alan ODTÜ Mezunları Derneği Başkanı Gülşah Gülen Çiftçi, yaptığı konuşmada Oğuz Türkyılmaz'ın dernek bünyesinde yürüttüğü çalışmaların kalıcı izler bıraktığını belirterek, onun yıllar boyunca Enerji Komisyonu'nda büyük bir özveriyle mücadele ettiğini söyledi.

Çiftçi, "Oğuz hocamız, kamucu enerji politikalarının yalnızca akademik bir tartışma konusu olmaktan çıkıp toplumsal bir mücadele başlığı haline gelmesi için büyük emek verdi. Halkın çıkarlarını esas alan enerji anlayışının derneğimizde kök salması için yıllarca mücadele etti ve bunu başardı. Bugün bu alanda ortaya koyulan her çalışma, onun emeğinin ve kararlılığının izlerini taşıyor" dedi.

Türkyılmaz'ın yalnızca üreten ve mücadele eden değil, aynı zamanda çevresindeki insanları güçlendiren bir yol arkadaşı olduğunu ifade eden Çiftçi, onun en büyük mirasının dayanışma ve birlikte üretme kültürü olduğunu vurguladı.

"Oğuz hocamız hiçbir zaman yürüdüğü yolu yalnız yürümeyi tercih etmedi" diyen Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yan yana mücadele ettiği insanlara alan açan, genç kuşakların önünü açan, bilgisini ve deneyimini cömertçe paylaşan bir devrimci aydındı. Arkasından gelenlere yalnızca öğüt vermedi; yol gösterdi, cesaret verdi ve birlikte yürümeyi öğretti. Bugün bizlere düşen görev, onun bıraktığı mücadele mirasını büyütmek, kamucu ve halkçı düşünceleri yaşamın her alanında savunmaya devam etmektir."

Konuşmasının sonunda Oğuz Türkyılmaz'ın devralınması gereken bir mücadele bayrağı bıraktığını belirten Çiftçi, "Biz o bayrağı teslim aldık. Oğuz hocamızın emek verdiği değerleri, savunduğu kamucu anlayışı ve eşitlikçi geleceğe olan inancını yaşatmak için omuz omuza mücadeleyi sürdüreceğiz. Onun açtığı yol, yaktığı ışık ve bıraktığı fikirler, bundan sonra da yolumuzu aydınlatmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Teoman Alptürk: Ardından TMMOB geçmiş dönem başkanlarından Teoman Alptürk, uzun yıllara dayanan dostluklarını ve ortak mücadele geçmişlerini anlatarak duygusal bir konuşma yaptı.

1970'li yıllardan bu yana TMMOB çatısı altında yürüttüğü çalışmalarda Oğuz Türkyılmaz ile birçok kez omuz omuza mücadele ettiğini belirten Alptürk, Türkyılmaz'ın yalnızca meslek yaşamında değil, toplumsal mücadele içerisinde de örnek bir duruş sergilediğini ifade etti.

Yıllar boyunca aynı idealler etrafında bir araya geldiklerini söyleyen Alptürk, Türkyılmaz'ın emek, demokrasi ve toplum yararı için verdiği mücadelenin hafızalarda yaşamaya devam edeceğini vurguladı. Onun geride bıraktığı değerlerin ve ilkelerin, mücadele arkadaşları için önemli bir miras olduğunu dile getiren Alptürk, bu mirası sahiplenerek geleceğe taşımanın sorumluluğunu hissettiklerini belirtti.

Türkyılmaz'ın yokluğunu kabullenmenin kolay olmadığını ifade eden Alptürk, "Böylesine değerli bir dostu, yol arkadaşını kaybetmenin acısını tarif etmek güç. Ancak onun savunduğu ilkeler, ortaya koyduğu emek ve mücadele anlayışı bizlere yol göstermeye devam edecek" dedi.

Konuşmasının sonunda Türkyılmaz'ın ailesine, yakınlarına ve TMMOB camiasına başsağlığı dileklerini ileten Alptürk, Oğuz Türkyılmaz'ın anısının ve mücadele mirasının dostlarının ve yol arkadaşlarının yüreğinde yaşamayı sürdüreceğini vurguladı.

Kaya Güvenç: Geçmiş dönem TMMOB Başkanlarından, Türkyılmaz'ın arkadaşı Kaya Güvenç, “1970'li yıllardan başlayan, yarım asrı aşan bir dostluğumuz vardı. Böylesine güzel bir yol arkadaşlığının son bulmasını kabullenmek gerçekten çok zor. Birlikte yaşadıklarımızı, paylaştığımız mücadeleyi anlatmaya kalksak ne zamana sığar ne de birkaç sözcükle ifade edilebilir.

Bizler sömürüsüz, sınıfsız bir dünya özlemini paylaşıyorduk. Bunun için mücadele ediyor, Türkiye'nin bağımsızlığı ve demokrasisi için birlikte emek veriyorduk. Bu ortak geçmişi ve mücadeleyi anlatmaya kelimeler yetmez, kitaplar bile eksik kalır.

1974 Temmuz'unda, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla özgürlüğüme kavuştuğumda dışarıda tanıştığım ilk insanlardan biri Oğuz'du. O günden sonra uzun sohbetlerimiz, ortak çalışmalarımız başladı. Meslek odalarında neler yapılabileceğini konuştuk; bu birliktelik daha sonra TMMOB bünyesindeki çalışmalarımıza da yansıdı.

Oğuz, herkesin mücadeleye katkı sunabileceğine inanırdı. Son derece çalışkan, üretken ve araştırmacı bir insandı. Yeni bir fikir geliştirdiğinde ya da önemli bir çalışma ortaya koyduğunda duyduğu heyecanı çevresindekiler de hissederdi. Buna rağmen yaptıklarıyla övünmez, mütevazılığını hiç kaybetmezdi. Bir devrimciye yakışır şekilde hem TMMOB'ye hem de mensubu olduğu siyasal harekete çok değerli katkılar sundu.

TMMOB'yi yalnızca teknik bir meslek örgütü olarak görmezdi. Onun için TMMOB, yaşamı savunan, toplumsal sorumluluk taşıyan bir anlayışın sesi ve temsilcisiydi. Haziran ayında andığımız Nazım Hikmet, Ahmed Arif ve Orhan Kemal'in meslek örgütü bünyesinde anılması fikrini de ilk gündeme getiren Oğuz'du. Bizler de bu geleneği yıllardır sürdürmeye devam ediyoruz.

Bir insanı birkaç cümleyle anlatmak mümkün değil; hele ki bir devrimciyi, bir sosyalisti hiç değil. Hepimizin Oğuz'a büyük borcu var. Bu borcu, onun savunduğu değerleri yaşatarak ve mücadelesini sürdürerek ödemeye çalışacağız.

Sevgili Oğuz, sana sonsuz teşekkür borçluyuz. İyi ki vardın, iyi ki yollarımız kesişti. İyi ki seninle aynı mücadeleyi paylaşmanın onurunu yaşadık. Aramızdan ayrılmış olsan da biliyoruz ki düşüncelerinle, dostluğunla ve mücadele mirasınla hep aramızda olmaya devam edeceksin."dedi.

Mehmet Soğancı: Oğuz Türkyılmaz'ın ardından konuşan dostlarından, TMMOB geçmiş dönem başkanlarından Mehmet Soğancı, Türkyılmaz'ın yaşamı boyunca sürdürdüğü devrimci mücadeleyi ve ardında bıraktığı güçlü mirası kişisel tanıklığı üzerinden anlattı. Soğancı konuşmasında; “50 yıl kadar olmuş, 76-77 yılları ODTÜ ÖTK’de on bin bildiriyi beraber basmamızla başlamıştır Oğuz abiyle tanışıklığımız. Sonra Demokrat Gazetesi için onu buluşumuz… Sonra tesadüfler neticesinde 1980 sonrasında Mamak’ın zulmünde koğuş değişikliklerinde B blokta on beş gün yan yana yatışımız… 12 Eylül sonrası… Sonrası benim MEK’te tesadüfi olarak işe başlayışım. Patronumun yani Oğuz abinin bana sürekli “Oda işlerinde, komisyonlarda yer al” baskısı… Sonra Latife ablanın Denizi ve Yasemini MEK’e getirişi… Kucağımda büyüdüler.

Sonra 93’te Sezai Gürü ölür, geçmişin mirasına sahip çıkarak bir uzun yürüyüşü başlattığımızda Mühendis dergisini çıkartışımız… O yıllarda Oğuz abinin “Nasıl bir Oda, Nasıl bir TMMOB” diye kendi imzasıyla çıkarttığı ve bugün de örgütün bizim açımızdan bir manifestosu olan yazı… 1994’te Oda yönetimine gelişimiz, 1995’te arkadaşların beni yönetim kurulu başkanı olarak seçmeleri… O güne kadar Mehmet diyen Oğuz abimizin, o günden öldüğü güne kadar Sayın Başkan diye başlayan sözleri…

Dört dönem MMO’da, altı dönem TMMOB’de yönetim kurulu başkanlığı yaptım. Başdanışmanım, yol arkadaşım, ağabeyim, Oguz Türkyılmaz! Hem TMMOB’de, hem siyasi mücadelede yürüdüğümüz uzun yolda her sabah mesajları, mailleri… 19 Eylül Mühendis, Mimar, Şehir Plancılığı Günü’nü ilan edişimiz… Son görüşmemiz, TMMOB’nin çalışma grubunun İran savaşı ve Enerji üzerine toplantısında oldu.

Oğuz Türkyılmaz kimdir diye soruyorlar iki gündür. Açık ve net; Oğuz Türkyılmaz bir devrimciydi, o bir Dev-Genç'liydi, o bir Devrimci Yol'cuydu, o bir ÖDP'liydi, o bir SOL Parti'liydi, o bir TMMOB kadrosuydu. "Nasıl hatırlarsın?" diye kendime sorduğumda, kürsüde sol yumruğu havada kararlılıkla konuşan ve mücadele azmini etrafındakilere taşıyan duruşuyla "Unutma, devrim bir gün mutlaka" değişiyle.”dedi.

Türkyılmaz'ın yalnızca bir meslek insanı ya da örgüt yöneticisi değil, aynı zamanda çevresindeki insanlara cesaret veren, mücadeleye inanç aşılayan bir yol arkadaşı olduğunu belirten Soğancı, onun ardında bıraktığı değerlerin yaşamaya devam edeceğini söyleyerek sözlerine son verdi.

Emin Koramaz: Ardından söz alan mücadele arkadaşı ve TMMOB önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, "Acımız büyük, kederimiz tarifsiz. Oğuz abiyi sevgiyle ve minnetle anıyorum. ama biliyorum ki onu anmanın en iyi yolu, onun gibi düşünmek, onun gibi mücadele etmek, onun gibi dik durmak ve onun gibi üretmekten geçiyor. Oğuz abinin bize bıraktığı en büyük miras bence budur. Biz Oğuz abi ile aynı siyasi gelenekten geliyorduk. Öğrencilik hayatımda ismini duyardım ancak ilk fiziken tanışmamız 1989 yılında MMO Doğalgaz komisyonunda oldu.

İlk izlenim elbette önemli. İlk tanıdığımda ne kadar soğuk, katı, işkolik bir insan profili duruyor karşımda demiştim. Sonra oda çalışma gruplarında başlayan dostluğumuz, mücadele arkadaşlığımız, ÖDP’de ve Sol parti çalışmalarında da devam etti. Anladım ki yanılmışım. Meğerse Oğuz abiyle tanışmak, 68 ruhunun o dava takipçisi, o coşkulu mücadele geleneğini tanıma fırsatı bulmakmış. Meğerse Oğuz abiyle tanışmak, Odaların ve ülkenin birçok mesleki sorunu üzerine etkinlikler yaparken aynı zamanda, devrimci şair anma etkinlikleri düzenleyebilen bir edebiyat dostu, bir şiir sevdalısıyla tanışmakmış. Meğerse Oğuz abi ile tanışmak, Makine Mühendisleri Odasının her genel kurulunda son söz üyenin hakkını kullanıp Mustafa Kemallerden Mustafa Suphiler'e, Behice Boranlardan Hikmet Kıvılcımlara, İbrahim Kaypakkayalar'dan Mahirlere, Denizlere uzanan bir selamın ardından, ülke sorunlarını sıralamakla kalmayıp, bu sorunları nasıl çözeriz ile konuşmasını tamamlayan ve en son tabii ki baş önde sol yumruk havada “Devrim Bir gün mutlaka!” diye sözlerini tamamlayan bir devrimci ile tanışmakmış.

Yine onu hatırlarım her 11 Temmuz'da ne zaman ki konuşması 1977 1 Mayıs'ına gelir orada kopar Oğuz abi. İki gündür gözümün önünden gitmiyor, hıçkırıklara boğulur… O bir mücadele insanıydı. Ama o aynı zamanda çok duyarlı, çok duygulu bir insandı. Çok ince düşünceliydi. Demokrat gazetesindeki gazetecilik deneyimi, yazıları, araştırmacı ruhu hepsi onun çok yönlü kişiliğinin yansımalarıydı. Aslında bizlerin vicdanıydı. Sorgulayan, düşünen, umut eden, araştıran yanımızdı. Latife ablaya olan bağlılığı, kızlarına olan sevgisi onun insani tarafının en önemli göstergesiydi. Vurgulamaktan mutluluk duyardı her yerde.

O bizlerin Oğuz abisiydi. Emekçi halkımızın örgütlenme mücadelesinin, mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının sorunlarının, halkın sorunlarıyla iç içe olduğunun bilincinde olan bir dava adamıydı. Ülkemizin bağımsızlık, Devrim ve Sosyalizm mücadelesinin inançlı bir kadrosuydu. Hiçbir zaman mücadeleden kopmadı. Kendisine ne zaman, nerede ihtiyaç duyulursa Oğuz abi oradaydı. Bitmek bilmeyen enerjisiyle hem Oda çalışmalarında hem TMMOB çalışmalarında hem parti çalışmalarında hem de BirGün çalışmalarında aramızdaydı.

İyi ki hayatımın uzun bir dönemi Oğuz abi ile kesişti. Ondan çok şey öğrendim benim kişisel gelişimime de katkısı büyük. Onu asla unutmayacağım.

Sevgili Oğuz abi; sen hep kalbimizde, mücadelemizde, yazdığımız raporlarda, söylediğimiz şiirlerde, hayallerimizde, umutlarımızda yaşayacaksın. Az evvel izlediğimiz videoda Oğuz abi konuşmasını Melih Cevdet Anday'ın bir şiiriyle bitirir. Tıpkı o şiirde söylendiği gibi;

Oğuz abi, sen de bir telgrafhaneydin
durmadan sesler aldın sesler verdin
uyumadın memleketin hali düzelene kadar
Işıklar içinde uyu Oğuz abi
Yolun aydınlık olsun Yıldızlar yoldaşın olsun
mücadelemiz sürüyor, sürecek
Tıpkı senin son nefesine kadar yaptığın gibi
Devrim Bir gün mutlaka!" diyerek duygularını ifade etti.

Latife Türkyılmaz: Son olarak kürsüye çıkan hayat arkadaşı Latife Türkyılmaz, yarım asrı aşan ortak yaşamlarının ardından eşine veda ederken, Oğuz Türkyılmaz'ın yaşamını adadığı değerlere son ana kadar bağlı kaldığını anlattı.

Birlikte 53 yılı geride bıraktıklarını belirten Latife Türkyılmaz, eşinin devrim ve sosyalizm mücadelesini hayatının merkezine koyduğunu söyledi. Türkyılmaz'ın yalnızca bu ideallere inanmakla kalmadığını, çevresindeki insanları da bu mücadelenin bir parçası haline getirmeye çalıştığını ifade eden Latife Türkyılmaz, onun yaşamı boyunca paylaşmayı, birlikte üretmeyi ve birlikte mücadele etmeyi esas aldığını vurguladı.

Oğuz Türkyılmaz'ı yalnızca eşi olarak değil, aynı zamanda yol arkadaşı, dostu ve mücadele yoldaşı olarak tanımlayan Latife Türkyılmaz, onun ardında silinmeyecek izler bırakan, çevresindeki herkesin saygısını ve sevgisini kazanan özel bir insan olduğunu dile getirdi.

Yaşamı boyunca sorumluluk almaktan kaçınmadığını, inandığı değerler uğruna büyük bir kararlılıkla mücadele ettiğini belirten Latife Türkyılmaz, Oğuz Türkyılmaz'ın hem bir sosyalist hem de bir devrimci olarak örnek bir yaşam sürdüğünü söyledi.

Latife Türkyılmaz, konuşmasının sonunda, yıllardır hayatı ve mücadelesini paylaştığı eşine, şair Ahmed Arif'in dizeleriyle seslenerek veda etti. Salonda derin bir sessizlik yaratan bu vedada, "Seni anlatabilsem seni... Yokluğun cehennemin öbür adıdır. Üşüyorum, kapama gözlerini..." dizeleri yankılandı.

Latife Türkyılmaz'la birlikte kürsüde bulunan kızları Deniz ve Yasemin de duygularını birkaç cümleyle paylaşarak bu anlamlı törenle, böylesi bir sevgiyle anılan babalarının mirasını beraberce taşımanın güç verdiğini ifade ettiler.

MMO Eğitim ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen törenin ardından dostlarının ve yol arkadaşlarının omuzlarında son yolculuğuna uğurlanan Oğuz Türkyılmaz'ın naaşı Cebeci Asri Mezarlığı'na taşındı. Mezarı başında gerçekleştirilen anmada ailesi, dostları ve mücadele arkadaşları, Türkyılmaz'ın yaşamı boyunca savunduğu değerleri, emekten ve halktan yana sürdürdüğü mücadeleyi ve geride bıraktığı devrimci mirasa sahip çıkacaklarını vurgulayarak  ona veda ettiler.

Devrimci mücadeleye adanmış bir ömrün ardından Oğuz Türkyılmaz, sevenlerinin, dostlarının ve yol arkadaşlarının sevgi, saygı ve özlem dolu vedalarıyla Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.