TMMOB İSTANBUL İKK: SOMA KATLİAMINI UNUTMADIK! UNUTTURMAYACAĞIZ!

13.05.2024

Aralarında TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulunun da bulunduğu DİSK, KESK, TMMOB, TTB İstanbul Bileşenlerinin çağrısı ile 13 Mayıs 2024 tarihinde Gezi Adalet Nöbeti masasında, 2014 yılında kaybettiğimiz 301 madencinin Soma anması gerçekleştirildi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük madencilik faciası olarak anılan katliamın 10’uncu yılında TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi önünde bir araya gelinerek bir anma programı düzenlendi.

DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası'nın çağrısıyla Soma Anması için bir araya gelen kitle, “Kömürün karası yüreğimin yarası”, “Madende ölmek kader değildir” sloganları attı. Ölen madenciler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

İlk olarak KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hüseyin Tosu söz aldı. Tosu, yaşananları hatırlatarak “Bu bir fıtrat değil, kar hırsının bir sonucudur. 10 yılın sonunda bir cezasızlar politikası sonucunda etkin bir soruşturma yürütülmedi. Göstermelik cezalar verildi. Biz bunları unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Tabip Odası adına Yasemin Demirci söz aldı. Demirci, “Hiçbir işçinin canı sermayenin kar hırsından daha önemsiz değildir. Ölen her bir işçi için etkin bir soruşturma yürütülene kadar yeni yönetim olarak da bu sürecin takipçisiyiz” dedi.

Bileşenler adına ortak açıklamayı TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı okudu.

Avcı, 10 yıl önce yaşanan faciayı hatırlatarak “Aradığımız adaleti bulamadık” diyerek ekledi:

“Soma’da hayatını kaybeden madenci ailelerini savunan Can Atalay içeride fakat onları öldürenler elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor. Can Gürkan 15 yıl ceza alıp serbest bırakılırken Can Atalay hâlâ tutsak.”

Avcı açıklamaya şöyle devam etti: Hükümet tarımı, inciri, pamuğu bitirdi. Sonra da köyde yaşayan insanları madende fabrikada tedbirsiz yerlerde çalışmaya ya da açlığa mahkum etti. Hiçbir önlem alınmayan ocakta 301 madenciyi ölüme terk ettiler. Bu işçiler Aliağa’da, Esenyurt’ta Ermenek’te velhasıl her yerde ölüme mahkum edildi. İşçinin canını korumak için önlem alırken hiç devleti gördünüz mü? Devleti Somalıya tekme atarken gördük. Bugünkü iktidar hanlarını saraylarını korumayı biliyor işçinin canını korumayı bilmiyor. İşçiler Soma’da Ermenek’te ölürken birileri zengin oldu. Bu düzenin özeti budur.

2020 yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla sorumlu olan kamu görevlilerinin yargılanmasının önü açıldı. Hayatını kaybedenlerin yakınları zamanaşımı kararıyla dosyaların kapatılmasından kaynaklı kaygılarına şahidiz. Yargılamanın sonucunda ne olacağını göreceğiz.

Katliamın 10’uncu yılında taleplerimizi hatırlayalım:

Madenler kamulaştırılmalı ve kamu eliyle yürütülmeli.

Madencilik politikaları ve yasaları doğayı ve insanı koruyacak şekilde düzenlenmelidir.

Çözüm maden işçilerinin kamu emekçisi olarak görülmesi gerekir.

Sendikalaşmanın önü açılmalıdır.

Somalıların davası bizim davamızdır. Hesap soracağız. Yaşasın işçilerin birliği!