TMMOB ŞANLIURFA KENT SEMPOZYUMU/13-14 Aralık 2025/ŞANLIURFA

13.12.2025

Saygıdeğer Konuklar,
Değerli Meslektaşlarım,
Kıymetli Katılımcılar,

TMMOB Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.
Bugün, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan bu kadim kentte, Urfa’da bir aradayız.
Göbeklitepe’nin binlerce yıllık bilgeliğini, Harran Ovası’nın bereketini, Balıklıgöl’ün kültürel hafızasını ve Mezopotamya’nın ortak mirasını taşıyan bu kent, yalnızca Türkiye’nin değil tüm insanlığın geçmişine ışık tutan eşsiz bir merkezdir.

Böylesi bir tarihsel zenginliğin ortasında kentimizin bugününü ve geleceğini bilimsel bir zeminde tartışacak olmak, sempozyumumuzu çok daha anlamlı kılmaktadır.

Bu etkinliğin Urfa İl Koordinasyon Kurulumuzun ev sahipliğinde gerçekleşiyor olmasını değerli buluyor; İKK sekreteryasına, odalarımızın yöneticilerine, çalışanlarına, düzenleme kurulundaki tüm arkadaşlarıma ve sempozyuma katkı sunacak tüm bilim insanlarına içtenlikle teşekkür ediyorum.

Değerli Konuklar, Kıymetli Meslektaşlarım,

TMMOB olarak kent sempozyumlarını yalnızca teknik bilgilerin paylaşıldığı toplantılar olarak görmüyoruz.

Bu sempozyumlar, kentlerin sorunlarını bütünlüklü bir yaklaşımla ele aldığımız, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı birikimini toplum yararı doğrultusunda ortaklaştırdığımız önemli platformlardır.

Çünkü bizler, mesleki birikimini kamusal sorumluluk olarak gören bir örgüt geleneğinin temsilcileriyiz.

Kent sempozyumları, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanlarının yalnızca teknik meselelerini değil; kentlerin sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel bütünlüğünü ele aldığımız ortak üretim zeminleridir.

Bizler bu sempozyumlarda, “nasıl bir kentte yaşamak istiyoruz?” sorusuna yanıt ararken, aynı zamanda “nasıl bir geleceği birlikte kurabiliriz?” sorusunu da tartışıyoruz.

Çünkü TMMOB örgütlülüğü için kentler yalnızca yapılar bütünü değil; toplumsal yaşamın, adaletin, dayanışmanın ve ortak hafızanın mekânıdır.

Urfa’nın güçlü tarihsel kimliği, tam da bu nedenle bizim için özel bir anlam taşımaktadır.

İnsanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan bu bölge; tarımın, yerleşik hayatın, üretimin ve kültürel etkileşimin ilk biçimlerine ev sahipliği yapmıştır.

Ancak böylesine köklü bir hafızanın üzerine kurulan bugünün kenti; hızlı nüfus artışı, düzensiz göç, denetimsiz yapılaşma, ekonomik dönüşüm ve iklim krizi gibi çok boyutlu baskılarla karşı karşıyadır.

Son yıllarda artan nüfus, kent merkezinde ve çeperlerinde yoğun yapılaşma baskısı yaratmış; barınma ihtiyacının büyümesi plansız konut alanlarını tetiklemiştir.

Göç hareketleri sosyal hizmetlerin kapasitesini zorlamakta; altyapı, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda ciddi yetersizliklere yol açmaktadır.

Hizmetlere erişimdeki eşitsizlik ise mekânsal parçalanmayı ve toplumsal kutuplaşmayı artırmaktadır.

Tüm bu tabloyu yalnızca demografik değişimle açıklamak mümkün değildir. Urfa’nın yaşadığı dönüşüm, 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikaların doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Kamu planlamasının geri çekilmesi, üretim odaklı politikaların terk edilmesi ve doğal kaynakların ticarileştirilmesi; kentin hem ekonomik yapısını hem de çevresel sürdürülebilirliğini derinden etkilemektedir.

GAP’ın başlangıçta öngördüğü kalkınmacı hedeflerin tamamı hayata geçirilememiş; bölgesel eşitsizlikleri azaltma yönündeki amaçlar zamanla geri plana itilmiştir.

Bugün Harran Ovası’nda karşı karşıya kaldığımız su krizi; tarımın sürdürülebilirliğini tehdit etmekte, üreticiyi yoksullaştırmakta ve kırsal göçü artırmaktadır.

Kaçak sondajlar, yanlış sulama teknikleri, yeraltı su seviyesindeki düşüş ve iklim krizinin etkileri bu coğrafyanın geleceğini ciddi biçimde risk altına almaktadır.

Değerli Konuklar,

Urfa yalnızca tarım ve üretim kenti değildir.

Aynı zamanda eşsiz bir kültürel miras alanıdır. Göbeklitepe, Haleplibahçe mozaikleri, Balıklıgöl havzası ve tarihi Urfa evleri; kontrolsüz projeler, yanlış planlama kararları ve rant baskısı nedeniyle tehdit altındadır.

Kültürel mirasın korunması bir lüks değil, bu kentin tarihsel sorumluluğudur.

Ancak turizmin ekonomik getirisine indirgenen yaklaşımlar, binlerce yıllık hafızayı geri dönüşü olmayan biçimde tahrip etme riski taşımaktadır.

Tüm bu örnekler bize şunu göstermektedir: Kentin kültürel mirası nasıl plansız müdahaleler karşısında kırılgansa, aynı plansızlık ve rant baskısı kentin tamamını da benzer biçimde savunmasız bırakmaktadır.

Kent bütünlüğünü gözetmeyen, bilimsel temelden uzak kararlar yalnızca kültürel dokuyu değil; yaşam alanlarımızı, yapılarımızı ve güvenliğimizi de tehdit etmektedir.

Bunun en yıkıcı sonuçlarını 6 Şubat depremlerinde gördük ne yazık ki…

6 Şubat depremleriyle birlikte yılların rant odaklı politikalarının, imar aflarının, denetimsizliğin ve bilimsiz planlamanın acı sonuçlarını çok daha görünür hâle getirmiştir.

Urfa, bu büyük yıkımın etki alanında yer alan kentlerden biridir.

Hepiniz hatırlarsınız; 6 Şubat depreminin hemen ardından yaşanan sel felaketinde 21 yurttaşımızı yitirdik.

Peş peşe yaşanan bu acı tabloya karşı yaptığımız tüm açıklamalarda ve hazırladığımız raporlarda ısrarla vurguladık: Bu felaketin temel nedeni, çarpık ve rant odaklı kentleşme politikalarıdır.

Tam da bu nedenle özellikle bir kez daha vurgulamak isterim:

TMMOB, sağlıklı, yaşanabilir ve güvenli kentler yaratılmasını; kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve kent halkı ile emek–meslek örgütlerinin karar alma süreçlerine demokratik katılımını sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesini temel bir gereklilik olarak görmektedir.
Bugün kentlerimizin her zamankinden fazla toplumcu, demokratik ve halkçı bir yerel yönetime ihtiyacı vardır.

Bu anlayış; katılımcılığı güçlendiren, toplumun farklı kesimlerine karar alma, uygulama ve denetleme süreçlerinde söz hakkı tanıyan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi demektir.

Kentlerin geleceği ancak bilimsel planlama, kamusal denetim, toplumsal katılım ve kamu yararı temelinde şekillenebilir.

Bu nedenle dirençli bir Urfa için, merkezi ve yerel yönetimlerin TMMOB ve bağlı odalarla birlikte, aklın, bilimin ve tekniğin izinde kamucu politikalar doğrultusunda ortak hareket etmesi zorunludur.

Değerli Konuklar,

Sempozyum vesilesiyle bugün attığımız her adım, ortaya koyacağımız her öneri, alacağımız her karar Urfa’nın geleceğine doğrudan etki edecektir.

Bu sempozyumun çıktılarının yalnızca raporlara, arşivlere ya da seminer notlarına dönüşmesini değil; kentin geleceğini şekillendiren yol haritalarına, uygulama planlarına, politika önerilerine dönüşmesini diliyoruz.

Sözlerimi tamamlarken; Urfa’ya yaraşır sağlıklı, güvenli, adil, dirençli ve kültürel mirasını koruyan bir kent düzeni için birlikte mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyor, sempozyumumuzun başarılı geçmesini diliyor, hepinizi sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.

Arif Balkanay
TMMOB Yürütme Kurulu Üyesi